Krallar Şehri: Krakow

Bilenler bilir bu yılın(2017–18 dönemi) güz yarıyılı için Erasmus+ öğrenci değişim programı kapsamında Polonya’da bulunuyorum. Ülkenin güneydoğusunda bulunan Rzeszow’da yaşıyorum. Rzeszow(Jaşow diye okunuyor) çok sakin bir yer ama yaşaması keyifli. Farklı bir yazıda burdaki hayatımdan da bahsederim. Bu sakinlikten biraz kaçmak için fırsat buldukça tatillerimi değerlendirip ülkenin ve avrupanın güzel kentlerini ziyaret etmeye çalışıyorum. Bu yazıda 14 Ekim tarihinde gezdiğim Krakow -Türkçe de Krakov- kentinden bahsedicem biraz.

Krakow, Polonya’nın(O zamanki adıyla Lehistan İmparatorluğu) 6 asır boyunca başkentliğini yapmış ve 2 Dünya Şavaşından hemen hemen hiç hasar almadan kurtulan nadir bir kent. Yüzyıllar boyunca ülkenin bilim, kültür ve sanat merkezi olan şehir, birçok kuşatmaya, savaşa ve soykırım dramına şahitlik etmiş. Krakow’u gezmeye Old Town’dan başlamanızı tavsiye ederim. Eski şehire girer girmez kendinizi 100–200 yıl öncesinde bulduğunuz bir tarihi doku karşılıyor sizi.

Yukarıda gördüğünüz resim Old Town’daki Market Square, Polonyalılar’ın deyimiyle Rynek Główny. Burası Avrupa’daki Orta Çağ’dan kalma en büyük şehir meydanıymış. 200 metre x 200 metre olan meydanda yok yok. Belki de meydanın devasa boyutunu daha az göstermek için ortasına “Kumaşçılar Binası” adı verilen sarı bir bina inşa edilmiş. İçinde birbirine benzeyen çok sayıda turistik mağaza bulunuyor. Vitrinlerde hediyelik eşya, kolye, bilezik, ve yüzükler göze çarpıyor.

Burasıysa meydan girince gözünüze ilk çarpan yapı St.Marry’s Basilica. İhtişamıyla gözünüzü alan bazilikanın yapımına 1223 yılında başlanmış ve 1347 yılında tamamlanmış. Bu devasa yapının kuleleri farklı zamanlarda tamamlandığı için yaparken etkilenilen sanat akımı da farklılık göstermiş haliyle. Kısa olan sağ kule barok akımından ilham alırken, uzun ve ihtişamlı sol kulenin ahşap mihrabı gotik sanat akımının en değerli örneklerindenmiş.

Duyduğum hikayeye göre sol kulenin ahşap mihrabını yapan Alman sanatçı çok yüksek bir bedel talep ediyor. Belediye de bu parayı bir kere de ödeyemeyeceğini, taksitler halinde verebileceğini belirtiyor. Bunu kabul eden sanatçı Krakow’da yaşamaya başlıyor ve Polonyalı bir güzele aşık oluyor. Kızla evlenen sanatçı kalan taksitlerini şehre hibe ediyor ve ölene dek Krakow’da yaşıyor.

Meydanda dolanan turistleri her saat başında bir sürpriz karşılıyor. St.Marry’s Bazilikasının sol kulesindeki camdan bir görevli çıkıyor ve trompet ile bir melodi çalmaya başlıyor. İnsanın ruhuna dokunan bu küçük resital melodinin ortasında birden kesiliyor.

Bestenin adı Hejnal, yani Macarca Güneşin Doğuşu. Bu yarım çalınan melodinin sembolik bir anlamı var Polonyalılar için. 14. Yüzyıldaki Tatar istilası sırasında bir rutin olarak çalınmakta olunan bu resital, Tatar bir okçunun görevliyi okuyla öldürmesi sonucu yarıda kalmıştır. O gün bu gündür her saat başında şehir itfaiyesinde görevli kişiler kuleye çıkarak, bu besteyi yarım olarak temsili bir şekilde çalmakta ve imparatorluk için büyük bir yıkım olan Tatar istilasını Leh ırkına hatırlatmaktadır.

Kumaşçılar Binası’nın ardında bir de saat kulesi çıkıyor karşımıza. Bu, yıkılan belediye binasının kulesi. Kulenin bodrum katının kiracısı ise bir restaurant.

Saat kulesinin önünde yan yatmış bir yüz heykeli dikkatleri çekiyor. Bronz’dan yapılma bu heykelin adı Eros Bendato. 2014 yılında hayatını kaybeden Polonyalı heykeltıraş Igor Mitoraj tarafından yapılmış ve şehre armağan edilmiş, belediye de bu sanat eserini şehrin bu denli merkezi bir yerinde sergilemeyi uygun görmüş.

Bu koca meydan bu kadarla da bitmiyor: Sevimli kafeler, meydanın çeşitli yerlerinde sanatlarını icra eden sanatçılar ve müzisyenler, uçuşan güvercinler, seyyar satıcılar, süslü faytonlar, cıvıl cıvıl ve oldukça hareketli bir görünüm.

Şehrin bir başka güzel yapısıysa Wawel Kalesi, Wisła nehrinin(Wisła Krakow futbol takımını bilenler beğendi bile.) hemen kenarındaki Wawel tepesinin üzerinde, tüm ihtişamıyla asırlarca ülke yönetiminin karargahı olmuş. Kaleye girmeden etrafında bir tur atmanızı tavsiye ederim. Zira kalenin nehre bakan arka tarafında ilginç bir ejderha heykeli bulunmakta. 4–5 dakikada bir ağzından ateş çıkan bu ejderhanın bir de efsanesi bulunuyor.

Efsane bu ya bu kalenin altında zamanında bir ejderha yaşarmış. Ejderhayı hiçbir şövalye öldürememiş ve ejderha şehrin başına büyük bir bela olmaya başlamış. Kral Krakus’ta hal böyle olunca ejderhayı kim öldürürse kızımla evlendiririm diye halkı gaza getirmiş. Kralında bir kızı olunca taht sevdasına ne gençler ne abiler, kalplerindeki prenses aşkının ateşinden mi ejderhanın ateşinden midir bilinmez kor olmuş gitmiş. Günün birinde de bir ayakkabıcı kardeş çıkmış gelmiş, ben bu ejderi yerim arkadaş demiş ve planına göre bir koyunun içini komple sülfürle doldurmuş. Sonra da ejderhanın ininin önüne bırakmış. Koyunu gören ejder reyis “huaahh malakadan koyun” diye atılmış ve bir lokmada gömmüş. Sülfürü yiyen ejder çok acayip susamış ve neredeyse nehrin tamamını içmiş. O kadar yükü kaldıramayınca da patlamış, ölmüş. Ayakkabıcı reyiste yeni prens ve tahtın veliahtı olmuş. Çok saçma tabi ama Targaryenların ejderha doğurduğuna inanıyorsunuz da buna niye inanmıyorsunuz diyebiliriz şimdi.

Wawel Kalesi’nin içi de dışarıdan göründüğü kadar görkemli. Kalenin giriş kapısında latince “Si Deus nobiscum quis contra nos” yazıyor, “Eğer tanrı bizimleyse, düşmanımız kim olabilir ki” gibi bir anlamı var. Avlunun içinde bulunan Wawel Katedrali ise 1020 yılında yapılmış. 1364 yılında bugünkü halini almış. Daha sonra etrafına başka yapılar eklenerek büyütülmüş. İçerisinde bir çok Aziz’e adanmış muhteşem şapelleri bulunan Katedral, Wawel Kalesi’nin en önemli bölümüdür. Kalenin altında bulunan mahzende bir çok kralın ve devlet adamının mezarı bulunmaktaymış. Son olarak 2010 yılındaki birçok üst düzey devlet görevlisinin öldüğü korkunç uçak kazasında hayatını kaybeden Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve eşi buraya defnedilmiş.

Krakow turumun 2.gününde insanlık için bir utanç kaynağı olan, Naziler tarafından 2 milyon yahudinin öldürüldüğü Aushwitz kampını gezdim. Bir sonraki yazımda izlenimlerimi sizinle paylaşıcam. Esen kalın efenim…


Kaynakça

Krakow’u, Polonya menşeili Master Tur’un Türk Erasmus öğrencileri için yaptığı organizasyon vasıtasıyla ücretsiz olarak rehberimiz Ferhat Karayamaç eşliğinde gezdik. Buradan kendilerine de teşekkürü borç bilirim.

Master Tur

http://www.polonyadanturlar.eu

 

Main Square

https://en.wikipedia.org/wiki/Main_Square,_Krak%C3%B3w

 

St. Marry’s Basilica

https://en.wikipedia.org/wiki/St._Mary%27s_Basilica,_Krak%C3%B3w

 

Eros Bendato

https://viviennemackie.wordpress.com/2013/11/27/finding-more-heads-a-huge-head-in-krakow-poland/

 

Wawel Kalesi

http://aylakgezgin.com/2017/07/09/wawel-kalesi-krakow/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.