Toplum Psikolojisinin Karadelikleri — 2

İnsanın dünyanın en gelişmiş ve aynı zamanda en zeki canlısı olduğundan, insan psikolojisi üzerine ilgim olduğundan daha önceki yazımda bahsetmiştim. Psikologların ortaya çıkardığı toplumda sık rastlanan ama aynı sıklıkta bilinmeyen psikolojik rahatsızlıklardan, sendromlardan ve fenomenlerden bahsetmeye bu yazımla devam edeceğim.

Dipnot: Bu yazı dizisinin birinci bölümü olan Toplum Psikolojisinin Karadelikleri yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Elliot Aronson birini neden başkalarından daha çok sevdiğimizin, beynimizin neden bazı kişilerden daha çok hoşlandığının, onlara karşı sempatimizi artırmamızın nedenini ‘Pratfall Efekt’ olarak bulmuştur. Pratfall efekt; kişinin ne kadar mükemmel değilse sevilme oranının o kadar artması anlamına gelir.

Hatalar yapan insanları, sakar kişileri, mükemmel olan insanlardan daha çok severiz. Düştüğünde gülüp geçebilen bir insanı hiç düşmeyen veya tökezlemeyen insandan daha sempatik bulabiliriz. Beynimiz, hata yapan insanları, mükemmel insanlardan daha sıcak ve samimi buluyor. Kaliforniya Üniversitesi psikologlarından Elliot Aronson bu konuyla ilgili bir deney yapmıştır. Deneyde; iki grup öğrenciye sorular sorulmuş öğrenciler de bu soruları cevaplamışlardır, cevaplar ses kaydına alınmıştır. Öğrencilerin cevapları insanlara dinletildiğinde ikinci gruptan daha çok hoşlandıkları ve onları daha çok sevdikleri görülmüştür. İkinci gruptaki öğrenciler; soruları yanıtlarken hatalar yapmışlar, önlerindeki kahveyi dökmüşler ve telaffuz hataları yapmışlardır. Bu hatalar insanlara sevimli, içten ve doğal gelmiş, ikinci gruba karşı sempati duymuşlardır. Mükemmellik insanlarla aramıza mesafe koyuyor. Mükemmel bir insan samimi gelmediği gibi soğuk ve yapay geliyor.

Hale etkisi, ünlü psikolog Edward Thorndike’ın 1920’de yazdığı bir makalede kullandığı terimdi. Hale etkisini kısaca açıklamak gerekirse, bir insanla ilgili edindiğimiz genel izlenime bağlı olarak, onun hakkında bilgi sahibi olmadığımız konularda yetkin ve iyi görmemizle alakalı bir psikolojik fenomen. Bir örnek vermek gerekirse, bir toplantıda çekici bir kişiyle tanışıyorsunuz. Hale etkisine göre, siz bu kişiyi o toplantıdaki diğer insanlara göre, kişiyi henüz çok tanımasanız bile daha iyi kalpli ve daha zeki görmeye meyillisinizdir. Maalesef hale etkisinin, eğitim ve yargıda büyük bir rolü var. Örneğin, 1974’te 60 tane erkek üniversite öğrencisiyle yapılan bir araştırmada, deneklere kadın öğrenciler tarafından yazılmış kompozisyonlar okutuldu. Bu kompozisyonların üçte birinde çekici bir kadın öğrencinin fotoğrafı, üçte birinde ise çok çekici olmayan bir kadın öğrencinin fotoğrafı bulunuyordu. Diğerlerinde ise hiç fotoğraf yoktu. Sonuçlar şunu gösteriyordu, erkek öğrenciler çekici kadın öğrencinin fotoğrafının bulunduğu kompozisyonlara hep daha yüksek not verdiler. Daha da ilginç olanı ise, eğer kompozisyon kötü yazılmışsa, güzel ve çirkin yazar tarafından yazılan kompozisyon arasındaki puanlama daha da artıyordu. Yani, güzel insanlar kötü bir iş yapsa bile, çirkin bir kişinin yaptığına göre daha iyi değerlendiriliyordu. Bir de bu fenomenin yargı sistemindeki rolünü düşünün. Acaba İtalya’da arkadaşını öldürmekle suçlanan Amerikalı Amanda Marie Knox’un yargılanma kararının geri çevrilmesinde bu psikolojik fenomenin etkisi olabilir mi?

Bu psikolojik fenomene göre, bir grubun katılımcı sayısı arttıkça, gruptaki her bireyin verimliliği düşer. Halat çekme oyununu düşünelim. Halatı tutan ilk üç kişi tüm güçleriyle halata asılırken, eklenen her kişinin eforu, hatta dikkati daha da azalıyor. Bu fenomeni ilk defa 1913’te Fransız bir mühendis olan Maximilien Ringelmann keşfediyor. Yani gruptaki birey sayısı arttıkça verimliliğin artacağına inanan grup liderleri aslında yanılıyor. Gruba eklenen her yeni kişiyle, grubun etkinliğinin gruba olan marjinal katkısı azalıyor. İngilizce’de social loafing (sosyal boş gezme) olarak da adlandırılan bu fenomen, grup dinamiklerinde dikkatle incelenen bir durum.

Bu ilginç psikolojik fenomen, kişinin gizli özgüven veya egotizmini ölçmek için sıkça kullanılan bir testin sonucu. İnsanlar bir kelime listesi verildiğinde, genelde kendi isimlerindeki harflerin bulunduğu kelimeleri seçiyor. Bu teste İlk Tercih Testi (Initial Preference Task) deniyor. Kişilerin sadece harflerin bulunduğu bir listeden hızlıca harf seçmeleri istendiğinde de kendi isimlerindeki harfleri daha sık tercih ediyorlar. İlginç olan ise, bu araştırmayı takip eden bilim adamlarının bazılarının kişilerin iş, eş ve yaşanılacak şehir gibi çok önemli seçimlerinde bile, kendi isimlerindeki harflerin bulunduğu yerleri tercih etmeleri. Ancak konunun bu tarafına biraz şüpheli yaklaşmak lazım, sonuçta ya çok fazla harfin bulunduğu bir isminiz varsa?


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.